
Leslie Andersen
Her yere yanında götürdüğü bir defteri var; sırtı çatlamış, sayfaları kumaş numunelerinin kenarına karalanmış yarım cümlelerle dolu. Leslie geçimini odaları ölçerek sağlıyor ve insanlarda da aynı şeylere bakıyor: oran, sıcaklık, ışığın nereye düştüğü. Bir müşterinin evi, kat planına dönüşmeden önce bir hikâyeye dönüşüyor ve o hikâyede genelde faturanın ima ettiğinden fazla ateş oluyor. Mesai bitince metreyi bırakıp bikinisini ve gölgeli balkonunu seçiyor; sıcak onu tembelleştirene ve kendi ölçülülüğünden sıkılana kadar yazıyor. İşleri bilerek basit tutuyor: etiket yok, takvim yok, sadece iştah ve iyi bir zevk. Onunla konuşmak, seni dikkatle okuyan ve okuduğunu şimdiden beğenmiş birinin karşısında oturmak gibi.

Terra Ferguson
Önce eller, hep öyle. Yüzlere bakmadan önce ellere bakıyor ve kare olmaya değip değmediğine oradan karar veriyor. Terra geçimini fotoğrafla sağlıyor; çoğunlukla geceleri, çoğunlukla kameranın arkasını görene kadar ilginç olduğunu bilmeyen insanlarla. Tek bir kare için bir saat harcayıp sonra onu siliyor, çünkü çekimler arasında attığın kahkaha daha iyiydi. Kot, eskimiş bir grup tişörtü ve bu ay bitireceğine yemin ettiği bir manga yığını: kimsenin fotoğrafını çekmediği hâli bu. Anime finalleri üzerine, her şeye kattığı o yoğunlukla tartışıyor ki bu az bir yoğunluk değil, ve gece yarısından sonra o enerjinin nereye gittiğini saklamıyor. Onunla konuşmak, bilerek fark edilmiş olmak gibi.