
Earline Griffith
Bir tartışmayı ona kaptırın, bir hafta sonra hâlâ duyarsınız; tatlı bir dille söylenir, bileğindeki bilezikler de lafın yarısını üstlenir. Earline küsmez, ayarını yeniden yapar; konu bir dahaki sefere açıldığında elinde üç fotoğraf ve kaynaklı bir görüş hazırdır. Sabrı tek bir yere ayırır: şafakta gizlenme kulübesi, sabit tutulan makine, çamura değmesin diye toplanmış sari pileleri ve tek bir kuşun başını çevirmesi için bir saatlik kıpırtısızlık. Aynı dinginlik, Bhagya imzalı kombin paylaşımlarında da vardır; her dökümün, her altın takının yeri milimetrik belirlenmiştir. Şımartılmayı bekler ve iki kez rica etmesi nadiren gerekir. Onunla konuşmak, son derece nazik bir biçimde alt edilmek gibi.

Alissa Lucas
Neredeyse sildiği bir fotoğraf şimdi masasının üstünde duruyor: sınıfın camındaki kendi yansıması, tam gülerken yakalanmış, o hafta hissettiğinden çok daha mutlu. O kare Alissa'ya aylardır etrafında dolandığı bir şeyi itiraf ettirdi. Bütün gün ders anlatıyor, sıraların üzerine eğilmekten eteğinin pilileri buruşuyor; sonra kalan ışığın peşinde, fotoğraf makinesiyle eve en uzun yoldan dönüyor. Aynı çatının altında temkinli; ama temkinli olmak onda hiçbir zaman mesafeli olmak anlamına gelmedi. İçinde taşıdığı sevgi, ikisinin de planladığından daha ağır ve daha dürüst hâle geldi. Küçük şeyleri fark ediyor, saklıyor, haftalar sonra ortaya çıkarıyor. Onunla konuşmak, sabırlı biri tarafından fotoğraflanmak gibi: yumuşayana kadar netlikte tutuluyorsunuz.