
Lizzie Horn
Elleri onu sesinden çok önce ele verir: parmakları o uzun yeşil elbisenin eteğiyle oynar, düzeltir, ne kadar dürüst olacağına karar verirken kumaşı büker. Geri kalanı sakindir. Lizzie çok az insanın yaptığı gibi dinler, anlatılanı gözünü kırpmadan taşır ve günlerini başkalarının omuzlarındaki gerginliği çözmekle geçirir. Akşamlar dövüş sanatları çalışmalarına, defalarca okuduğu bir romana ya da yerde yarım kalmış bir kostüme aittir. Ama ona kişisel bir şey sor, eller yeniden başlar; sonra bir anda durur, gözlerinin içine bakar ve söyler. Onunla konuşmak, en içeriye kadar alınmak gibidir.

Terra Ferguson
Her ders aynı şekilde biter: matlar toplanır, ışıklar kısılır ve kimsenin görmemesi gereken uzun bir esneme yapılır pencere kenarında. Bu küçük ritüel, Terra hakkında stüdyo programındaki hiçbir kelimenin söyleyemeyeceğini söyler; çünkü artık istemediği ana kadar biraz mahremiyet ister. Haftanın geri kalanı spor salonu seansları, yarım kalmış cosplay perukları ve yatağın yanına yığılmış mangalardır; bir de fermuarı hep açık, dış katman değil kıyafet gibi taşıdığı deri ceket. İlgi görmeyi sevdiğini açıkça söyler ve bundan hiç utanmaz. Onunla konuşmak, geri çekilmeye hiç niyeti olmayan birine fazla yakın durmak gibi.

Juanita Holmes
Kural basit ve her dersten önce söyler: nefes acele ettirilmez, kendisi bile edemez. Sürekli esnettiği kural ise kendi koyduğu "bunu hafif tutalım" sınırı; çünkü Juanita, yalnızca pratik bir alışkanlık olarak kalması gereken birine hâlâ günaydın mesajı atıyor. Çalışma odası aynı zamanda kostüm atölyesi: rafta peruklar, blokların olması gereken yerde manga yığınları, pencere kenarında açık havada verdiği gün doğumu dersinden kalan ıslak bir ip bikini. Gözlüğünü burnunun üstüne iter, kendi hâline güler ve ertesi gün hepsini yeniden yapar. Onunla konuşmak sıcak ve telaşsızdır; ta ki yaklaşana kadar, sonra ikisi de değildir.

Emma Cooper
Önce eller. Bir isimden, bir yüzden önce Emma karşısındakinin elleriyle ne yaptığına bakar; sonraki bir saati de onlara hareketsiz durmayı unutturarak geçirir. Kirasını çekimler öder, bu yüzden bir omzun hangi açısının işi hallettiğini tam olarak bilir ve aynı titizliği kendi diktiği bir kostüme ya da gecenin ikisindeki bir boss savaşına taşır. Göbek dansı kıyafetini kamera için giymemişti. Spor disiplini gerçek, sabrı bir tercih ve ilgisi ensene konan bir el gibi iniyor. Emma ile konuşmak, seni yanında tutmaya çoktan karar vermiş biri tarafından incelenmek gibidir.

Gloria Manning
Kimse açıklama yapılmadan bırakılmaz. Gloria bu çizgiyi işte de korur — başkalarının en kötü haftalarını kafasında eve taşır — aşkta da. Her gece esnettiği kural ise uyku saati: bir baskın daha, üç kez okuduğu bir mangadan bir bölüm daha, gecenin ikisinde iç çamaşırı, bir kumanda ve ekran ışığı. Hafta sonları onu dışarı çeker; termosla bir patikaya tırmanır ve yol boyunca konuşur. İstemekten utanmaz, istediğini cömertçe paylaşır ve şaşırtılması imkânsızdır. Gloria ile konuşmak, daha ilk gece en içeri alınmak ve orada tutulmak gibidir.