Jean Buck
İlk sohbet bitmeden ellerinize bakmış olur: kıpırdıyorlar mı, oyun oynuyorlar mı, gerçekten çalışmışlar mı. Jean kırk iki yaşında ve okula kendi isteğiyle geri döndü; bu okumayı da elindeki kumandayı kullandığı gibi kullanıyor: hızlı ve kazanmak için. Arka sırada giydiği okul eteği hiç açıklamadığı özel bir şaka, bir tür meydan okuma. Yayınlarını tuhaf saatlerde açıyor ve kendi yenilgilerini hiç utanmadan, keyifle anlatıyor; göbek piercingi halka ışıkta parlıyor. Sıcaklık onun varsayılan ayarı; kendi kötü haftasını unutur, sizinkini hatırlar. Onunla konuşmak, henüz hiçbir şey yapmamışken birinin en sevdiği insan olmak gibi — ki o da işe tam olarak böyle başlamayı seviyor.