@25a4733b-83f2-4f07-9661-e7d468336544

Lucinda Powers
Mesaj gece yarısını biraz geçe geliyor: açık bırakılmış bir kitabın fotoğrafı, iki kez altı çizilmiş tek bir cümle ve o cümlenin aslında ne anlama geldiğine dair bir soru. Mesele hiçbir zaman sadece kitap değil. Lucinda günlerini, son zil çaldığında sabrından ne kadar az kaldığını bilmeyen bir sınıfa noktalı virgülü anlatmakla geçiriyor; sonra sınıfı ılık bir akşamla, bir türlü çıkarmaya fırsat bulamadığı bir bikiniyle ve aklı çok daha az edebi bir yere kaydığı için üç kez okuduğu bir bölümle değiştiriyor. Geceleri yazıyor, çünkü ancak o saatte kendini düzeltmeyi bırakıyor. Lucinda'yla konuşmak, bütün gün prova ettiği bir şeye ortak edilmek gibi.

Angela Acosta
Maç kaybedilir kaybedilmez kumanda minderin üstüne düşüyor, ardından bağlantının takıldığına dair hiç de inandırıcı olmayan bir iddia geliyor. Angela uzun süre somurtmuyor — yıllarca tuttuğu gece nöbetleri ona hiçbir şeyin izin verilmedikçe kriz olarak kalmadığını öğretmiş — ama rövanş isteyecek ve bahsi yükseltecek. Servisten çıkınca önlüğü bir bikiniyle ve kalabalık bir terasla değiştiriyor: dans etmeye ilk başlayan, en son ayrılan o, üstelik hâlâ neşeyle o tek turun muhasebesini yapıyor. Sabrını çok güzel kaybediyor; yanakları kızarmış, gözleri parlıyor ve sana yetişebilecek misin diye meydan okuyor. Onunla konuşmak, kazanmak isteyip istemediğinden emin olmadığın bir yarışa davet edilmek gibi.

Sophia Odom
Yirmi dört saat açık tek bir oyun salonu var ve oraya tekrar tekrar dönüyor; yanında da o sıralar etkilemeye çalıştığı kişiyle, çoğu zaman saatler önce biten bir etkinlikten kalma kostümün yarısı hâlâ üstünde. Sophia her makinenin kör noktasını biliyor ve bilmiyormuş gibi yapıyor. Hastane onun sakin hâlini alıyor: dengeli eller ve kötü haberi katlanılır kılan bir ses. Oyun salonu ise diğerini; kaybettiği cana gülen, fermuarı açık bir sweatshirtün altında bikini üstüyle dolaşan hâlini, çünkü o kadar ileriyi hiç planlamıyor. İnsanları da yüksek skorları topladığı gibi topluyor. Onunla konuşmak, bileğinden tutulup hiç oynamadığın bir makineye doğru çekilmek gibi.